Kaplamalı bir dişte diş etinin şişmesi, zonklayan bir ağrının başlaması ya da yüzde belirgin bir kabarıklık oluşması, hastaların kliniğe en acil şekilde başvurduğu durumlardan biridir.
Bu tablo çoğu zaman apse ile ilişkilidir ve kendiliğinden geçmesi beklenen bir durum değildir.
Kaplama diş apse yaparsa ne yapılmalı sorusunun tek bir doğru cevabı vardır: enfeksiyon kaynağı bir diş hekimi tarafından ortadan kaldırılmalıdır. Bu yazıda apsenin neden oluştuğunu, hangi belirtilerin acil sayıldığını ve tedavi sürecinin nasıl işlediğini ayrıntılı olarak ele alıyoruz.
Bu içerik bir diş hekimi tarafından hazırlanmıştır — Dr. Dt. Kutay Gürel
|
Dr. Dt. Kutay Gürel Protetik Diş Tedavisi Uzmanı · İzmir / Çiğli 2012 yılında Yeditepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden mezun oldu. 2014–2018 yılları arasında Ege Üniversitesi Protetik Diş Tedavisi Anabilim Dalı'nda doktora eğitimini tamamlayarak uzmanlığını aldı. Diş kaplama, gülüş tasarımı, implant ve kanal tedavisi başta olmak üzere protetik diş tedavisi uygulamaları üzerine çalışmaktadır. İlgili tedaviler Kanal Tedavisi Zirkonyum Diş Kaplama Tedavisi İmplant Diş Tedavisi |
Apse, dişin kök ucunda ya da çevresindeki dokularda biriken iltihabi bir odaktır. Kaplamalı dişlerde apse, kaplamanın kendisinden değil, kaplamanın altında kalan doğal dişten kaynaklanır.
Dişin sinir dokusu (pulpa) bakteriyel enfeksiyon nedeniyle canlılığını yitirdiğinde, bakteriler kök kanalı boyunca ilerleyerek kök ucundaki dokulara ulaşır. Burada oluşan iltihabi birikim, akut apse tablosunu meydana getirir.
Bilimsel kaynaklarda akut periapikal apse; hızlı başlangıçlı kendiliğinden ağrı, dişin basınca karşı hassaslaşması, iltihap oluşumu ve çevre dokularda şişlik ile tanımlanmaktadır. Erken evrede röntgende kemik yıkımına ait bulgu heniüz görülmeyebilir; bu durum apsenin varlığını dışlamaz.
Kaplamalı bir dişin apse yapması, çoğu zaman uzun süre fark edilmeyen bir sürecin son aşamasıdır. Bu süreci başlatan birkaç temel neden vardır.
Kaplamanın diş ile birleştiği sınırda zamanla boşluk oluşabilir. Bilimsel çalışmalar, geniş kenar boşluklarının yapıştırıcı simanı ağız sıvısına maruz bırakarak çözünmesine ve ardından gıda birikimi ile plak tutulumuna yol açtığını göstermektedir.
Bu boşluklardan sızan bakteriler alttaki dişte çürük oluşturur. Çürük sinir dokusuna ulaştığında enfeksiyon başlar ve zamanla kök ucuna ilerleyerek apseye dönüşür. Sürecin tamamı için kaplama altındaki dişin iltihaplanması başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Kaplama öncesinde kanal tedavisi yapılmış ancak kök kanalları tam olarak temizlenip doldurulmamışsa, içeride kalan bakteriler zamanla çoğalır.
Bir sistematik derleme ve meta-analiz, kök ucu iltihabının iyileşme olasılığının hem yeterli kanal tedavisi hem de yeterli restorasyon ile birlikte arttığını ortaya koymuştur. Bu nedenle yalnızca kaplamanın kaliteli olması ya da yalnızca kanal tedavisinin yapılmış olması tek başına yeterli değildir.
Kaplamanın kenar uyumu bozuksa veya kapanışta yüksek kalıyorsa, diş üzerine binen yük artar ve kök ucunda travma oluşabilir. Literatürde hatalı kapanış ayarı ve kötü kenar tasarımı, kaplamaların ömrünü kısaltan başlıca etkenler arasında sayılmaktadır.
Uyum ve yükseklik sorunlarının nasıl fark edildiğini kaplama diş etine baskı yaparsa ne olur? başlıklı içerikte bulabilirsiniz.
Kaplamalar sınırsız ömürlü değildir. Yıllar içinde kenar uyumu bozulan bir kaplama, alttaki dişi korumaz hale gelir ve enfeksiyon riski artar. Kaplama ömrü hakkında ayrıntılı bilgi için zirkonyum kaplama diş ömrü ne kadardır? yazımıza göz atabilirsiniz.
Apse belirtileri çoğu zaman belirgindir ancak bazı durumlarda sinsi ilerleyebilir. Aşağıdaki bulgular, kaplamalı bir dişte apse şüphesi oluşturur.
Kaplamanın bulunduğu bölgedeki diş etinde kabarıklık, kızarıklık veya dokunmakla hassasiyet, iltihabın kök ucundan diş eti dokusuna ulaştığını gösterir. Bazen bu kabarıklıktan kendiliğinden akıntı gelebilir; akıntının gelmesi apsenin geçtiği anlamına gelmez, yalnızca basıncın geçici olarak azaldığını gösterir.
Apse ağrısı genellikle zonklayıcıdır, gece saatlerinde şiddetlenir ve dişin üzerine basıldığında artar. Dişin diğerlerinden daha yüksekmiş gibi hissedilmesi tipik bir bulgudur.
Kaplama bölgesinden gelen kötü koku veya ağızda hissedilen tuhaf tat, bakteriyel aktivitenin ve iltihabi akıntının göstergesi olabilir.
Şişliğin yüze, yanağa veya çene altına yayılması, enfeksiyonun diş sınırlarını aştığını gösterir. Ateş, halsizlik ve lenf bezlerinde büyüme eşlik ediyorsa tablo acil kabul edilir.
Benzer belirtiler farklı sağlık sorunlarında da görülebilir ve yalnızca belirtilere bakılarak kesin bir değerlendirme yapılamaz. Şikayetleriniz varsa kişisel değerlendirme için muayene randevusu oluşturabilirsiniz.
Apse tedavi edilmediğinde yerinde kalmaz. Enfeksiyon önce kök ucundaki kemikte erimeye yol açar, ardından çevre yumuşak dokulara yayılabilir.
Bilimsel kaynaklar, diş kaynaklı enfeksiyonların doku aralıkları boyunca ilerleyerek yüz ve derin boyun bölgesine yayılabildiğini bildirmektedir. Bu yayılım nadiren de olsa hastanede tedavi gerektiren ciddi tablolara yol açabilir.
Aynı kaynaklarda, alt azı dişlerinden kaynaklanan enfeksiyonların ağız tabanındaki doku aralıklarına yayılarak Ludwig anjini olarak bilinen ve solunum yolunu tehdit edebilen bir tabloya dönüşebildiği belirtilmektedir. Bu komplikasyonlar seyrek görülür ancak gecikmenin neden riskli olduğunu açıkça ortaya koyar.
Apse şüphesinde atılacak ilk adım, vakit kaybetmeden bir diş hekimine başvurmaktır. Apsenin kalıcı olarak geçmesi, ancak enfeksiyon kaynağının ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.
Şişlik yüze yayılmışsa, ateş varsa, yutkunmakta veya nefes almakta zorluk yaşanıyorsa ya da ağız yeterince açılamıyorsa bu durum acil kabul edilir ve gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bu, hastaların en sık sorduğu sorulardan biridir ve cevabı bilimsel olarak nettir.
Sistematik derlemeler, akut apikal apse tedavisinde asıl belirleyici olanın enfeksiyon kaynağının mekanik olarak ortadan kaldırılması (dişin içinin temizlenmesi ya da iltihabın boşaltılması) olduğunu göstermektedir.
Aynı derlemelerde, sistemik yayılım bulgusu olmayan durumlarda ilaç tedavisinin bu müdahaleye ek bir yarar sağlamadığı bildirilmiştir. Ateş, lenf bezi tutulumu veya yayılmış şişlik gibi sistemik bulgular varsa ya da bağışıklık sistemi baskılanmış hastalarda hekim değerlendirmesi sonucunda ek tedavi gündeme gelebilir.
Kısacası ilaçlar belirtileri geçici olarak hafifletebilir ancak kaplamanın altındaki enfeksiyon odağını ortadan kaldıramaz.
Tedavi planı, apsenin kaynağına ve dişin durumuna göre belirlenir. Süreç genellikle şu aşamalardan oluşur.
Önce dişin ve çevre kemik dokusunun röntgeni çekilir. Böylece apsenin kaynağı, boyutu ve kemik dokusundaki etkisi belirlenir. Erken evrede röntgen bulgusu sınırlı olabileceğinden klinik muayene de belirleyicidir.
Basıncın azaltılması ve ağrının dindirilmesi için iltihabın boşaltılması gerekir. Bu, kaplama üzerinden dişin içine ulaşılarak veya diş etindeki şişlik üzerinden yapılabilir. Bu aşama hastanın rahatlamasını sağlayan en belirleyici adımdır.
Çoğu durumda alttaki dişe ulaşabilmek için kaplamanın sökülmesi gerekir. Kaplama söküm sırasında genellikle zarar gördüğü için tedavi sonrasında yeni bir kaplama hazırlanması gerekebilir.
Enfeksiyon kök kanalından kaynaklanıyorsa kanal tedavisi uygulanır. Daha önce kanal tedavisi yapılmış bir dişte ise mevcut dolgu temizlenir, kanallar yeniden dezenfekte edilir ve doldurulur.
İltihap yalnızca kök ucunda sınırlıysa ve kanal tedavisiyle geçmemişse, kök ucunun cerrahi olarak temizlenmesi (apikal rezeksiyon) gündeme gelebilir.
Enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra, dişin tekrar enfeksiyon kapmaması için sızdırmazlığı tam yeni bir kaplama yapılır. Bu aşama, tedavinin kalıcılığı açısından belirleyicidir.
Hangi yöntemin uygun olduğu, muayene ve gerekli değerlendirmeler sonrasında belirlenebilir. Ayrıntılı bilgi almak için klinikle iletişime geçebilirsiniz.
Apse, dişin mutlaka çekileceği anlamına gelmez. Erken başvuruda çoğu diş kanal tedavisi ile kurtarılabilir.
Çekim genellikle şu durumlarda gündeme gelir: dişte çok ileri madde kaybı olması, kökte kırık bulunması, çevre kemik dokusunun ileri düzeyde erimiş olması ya da tekrarlayan tedavilere rağmen enfeksiyonun kontrol altına alınamaması.
Dişin çekilmesi gerektiğinde boşluğun implant veya köprü gibi yöntemlerle nasıl tamamlanacağı ayrıca planlanır. Bu değerlendirme kişiye ve dişin durumuna göre değişir.
Kaplama altındaki ağrının kaynağı çürük, enfeksiyon, kanal kaynaklı bir sorun veya uyum bozukluğu olabilir. Bu kaynaklar birbirinden farklı tedaviler gerektirir.
Ağrının geçici olarak hafiflemesi, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Apse söz konusu olduğunda kalıcı rahatlama, ancak enfeksiyon odağının hekim tarafından temizlenmesiyle sağlanır.
Bu nedenle “ne iyi gelir” sorusunun cevabı, belirtiyi bastırmak değil nedeni bulup ortadan kaldırmaktır. Ağrının hangi durumlarda hangi nedene işaret ettiğini kaplamanın altındaki diş ağrısına ne iyi gelir? başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak ele aldık.
Tedavi edilmeyen bir apsenin seyri öngörülebilir bir yol izler ve her aşamada dişin kurtarılma şansı azalır.
Bu tablo, apsenin neden bekletilmemesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Apselerin büyük bölümü önlenebilir niteliktedir. Koruyucu yaklaşım, hem dişin hem de kaplamanın ömrünü uzatır.
Kaplama diş apse yaparsa ne yapılmalı sorusunun cevabı sabırla beklemek değil, kaynağı ortadan kaldırmaktır. Apse bakteriyel bir enfeksiyondur ve kendiliğinden iyileşme göstermez.
Erken başvuruda çoğu diş kurtarılabilir; gecikme ise hem tedaviyi zorlaştırır hem de diş kaybı riskini artırır.
Kaplamalı bir dişinizde şişlik, zonklayan ağrı veya kötü koku fark ederseniz bunun geçici bir durum olmadığını bilmelisiniz. Şikayetleriniz varsa kişisel değerlendirme için randevu oluşturabilirsiniz.
Hayır. Apse bakteriyel bir enfeksiyondur ve kaynak ortadan kaldırılmadan iyileşmez. Şişliğin inmesi veya ağrının azalması sorunun geçtiği anlamına gelmez; enfeksiyon çoğu zaman sessizce ilerlemeye devam eder.
Apsenin kalıcı olarak geçmesinin tek yolu, enfeksiyon kaynağının hekim tarafından ortadan kaldırılmasıdır. Bilimsel derlemeler, asıl belirleyici müdahalenin iltihabın boşaltılması ve dişin içinin temizlenmesi olduğunu göstermektedir. Evde uygulanan yöntemler enfeksiyonu ortadan kaldırmaz.
En sık nedenler; kaplama kenarından sızan bakterilerin alttaki dişte çürük oluşturması, eksik kalmış kanal tedavisi, kötü oturan kaplamanın yarattığı sürekli baskı ve kaplamanın ömrünün dolmasıdır.
Her apse diş kaybı ile sonuçlanmaz. Erken başvuruda çoğu diş kanal tedavisi ile kurtarılabilir. Çekim genellikle ileri madde kaybı, kök kırığı veya ileri kemik erimesi gibi durumlarda gündeme gelir.
Kaplamalar çoğu zaman söküm sırasında zarar gördüğü için aynı kaplamanın tekrar takılması genellikle mümkün olmaz. Alttaki diş tedavi edildikten sonra çoğunlukla yeni bir kaplama hazırlanır.
Diş etindeki kabarcığın kendiliğinden boşalması basıncı geçici olarak azaltır ve ağrı hafifleyebilir. Ancak bu, enfeksiyonun geçtiği anlamına gelmez. Kaynak temizlenmediği sürece apse tekrarlar. Şişliğe kendi başınıza müdahale etmek enfeksiyonun yayılmasına yol açabilir.
Sorun yalnızca kaplama kenarındaki plak birikiminden kaynaklanıyorsa profesyonel temizlik ve diş eti tedavisi çoğu zaman yeterli olur. Ancak iltihap kök ucundan geliyorsa önce kaynaktaki enfeksiyon ele alınmalıdır.
Aktif enfeksiyon varken yeni kaplama yapılması uygun değildir. Önce enfeksiyon kontrol altına alınır, dişin iyileşmesi izlenir ve ardından kalıcı kaplama planlanır.
Evet. Zirkonyum diş etine uyumlu materyallerden biri olsa da apse kaplamanın malzemesinden değil, altındaki doğal dişten kaynaklanır. Bu nedenle zirkonyum kaplamalı dişlerde de apse gelişebilir.